Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek ile birlikte Pandora’nın kutusu açılmış durumda.
80’li yıllarda dilimize giren “faili meçhul”, şimdilerde “faili belli” olarak ciddi bir çalışma içerisinde.
Sadece siyasi ve derin devlet meseleleri değil, aynı zamanda toplumda infial yaratmış adli vakalar da tek tek ele alınıp tozlu raflardan birer birer indiriliyor.
En son, kalp krizi nedeniyle kaybettiğimizi düşündüğümüz eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun dosyasının tekrar açılması, ulusal basının konuyu “Kurtlar Vadisi” dizisine atıfta bulunarak magazinleştirmesi, “derin devlet” dosyasının tekrar gündeme gelmesine sebep oldu.
Adalet Bakanlığının derin devleti ifşa edecek hali yok. Buna rağmen devletin âli menfaatleri için mücadele edenlere FETÖ ve benzeri yapıların infiltre olma çabalarının sonucunu ciddi bir kusma operasyonu olarak da görmek lazım.
Ben meraklısı değilim.
Ama siz bunun meraklısıysanız Soner Yalçın’ın Bay Pipo’sundan başlayabilirsiniz.
Baktınız sarıyor, o zaman Uğur Mumcu’nun Rabıta, Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul’un Reis, Ecevit Kılıç’ın JİTEM, Talat Turhan’ın Derin Devlet, Fikri Sağlar’ın Kod Adı Susurluk eserlerini de mutlaka okumalısınız.
Mahremiyetin oldukça önemli olduğu bu durumlarda kimi figürler, bunu anlatacak kişileri de yok saymazlar.
Yazarlar kimi bilgileri edebiyatın sihirli dünyasında öyküleştirirken gerçek ve kurgu arasında gelip gidersiniz. Bir de olaya iyi bir yönetmen eklenirse öyküler sahnelere dönüşür.
Ömer Lütfi Mete gibi, Osman Sınav gibi…
Anladığınız gibi ben yaşananların farklı tarafındayım.
Yaşanılanları, açılan dosyaları konuşacak, yazacak değilim.
Çok farklı bir yüzyılda Türkiye ciddi bir şey yaşıyor. Buna arınma mı dersiniz, devlet temizlik mi yapıyor dersiniz, yoksa bambaşka bir oluşumun içerisinde mi dersiniz, size bırakıyorum.
Lakin şunu net bir şekilde ifade edebilirim: Türkiye tarihinde bu konuların üzerine hiç bu kadar gidilmemişti.
Hiç bu kadar ortalığa düşmemişti.
Bu bir strateji mi, yoksa sanal medyanın varlık gücü mü?
Bunu da yine sizlerin takdirine bırakıyorum.