Zamansızlığın içinde yaşarken yazma vakti geldi dediler.
Olur dedik.
Bugüne kadar neye hayır dedik ki zaten.
O zaman başlayalım.
Aradan geçen aylar içerisinde çok şey değişti bazı şeylerin aksine…
Değişmeyen tek şey değişimin kendisi değil mi zaten.
Hayat herkes gibi bizi de zorladı.
Lakin ölmedik, boyun eğmedik.
Vakur duruşumuz değişmedi şartlar ne kadar ağırlaşsa da…
İşi biraz da deliliğe vurmamızda bundan dolayı..
Ne anlatıyor diyeceksiniz.
Belki çok şey…
Belki hiçbir şey…
Kim uzun uzun dağları seyreder ki köpekleri saymazsak…
Yeniden yazıyoruz ya…
Hamlamışız…
Söyleyecek söz aramaktan değil…
Suya yazmayı bırakmamaktan…
Yazar olarak zaten bir avuç kaldık.
Siz de ilk günden rahmet okutmayın.
Koskoca İnan Soyer bile “nalet ettiren okuyucu erozyonu” bize neler yapmaz.
Hoş bir şey olunca “ya ve şa” diyecekler
Dil dişin ağrıyan yerine deyince bize de suratları ekşitecekler
Olsun…
Yazacağız bir şekilde…
Yere düşen un tanesi ağırlığında…
Bu yazıda biraz imgesel olsun…
İlk günün hatırına…
Yolda yürümek zor biliyorum ama en azında üzerinde yürüyecek bir yol var.
Başladık. Rabbim bizi korusun.
Yeni bir dönem başlıyor hem bizler hem sizler için.
6 ay göz açıp kapayınca bitti bile…
Geçti diyorum ama bu süreçte kan, ter ve gözyaşı eksik olmadı.
Artık yeni şeyler söyleme zamanı geldi.
Yeni bir döneme giriyoruz.
Hem gazete olarak
Hem internet medyası olarak.
Yapamaz dedikleri şeyi başardık.
Hayallerimiz sadece bunda ibaret değil.
Bu sadece bir başlangıç…
Yeni dönem hayırlı olsun.