Mansur Yavaş CHP’den istifa etti.

CHP yönetimi mahkeme kararıyla değişmişti.

CHP ikiye bölünmüştü.

CHP’de siyaset yapan önemli isimler Yeni Parti’yi kurdu, birçok isim de bu partiye katıldı.

Birçok milletvekili CHP’den Yeni Parti’ye geçmişti.

Birçok belediye başkanı Yeni Parti’ye geçmişti.

Birçok CHP’li belediye meclisi üyesi Yeni Parti’ye geçmişti.

CHP’de görevden alınan birçok il ve ilçe başkanı Yeni Parti’ye geçmişti.

Ama hiçbiri Mansur Yavaş etkisi yapmadı.

Peki, Mansur Başkan’ı farklı ya da özel kılan şey neydi?

Sayın Yavaş’ın siyasi kökeni CHP değil. CHP’nin aday gösterdiği, bir isim. Siyasi kariyerinin önemli bir bölümünü CHP dışında geçirdi.

Mamafih uyumsuzluk yapmadı.

Ankara dahil hiçbir şey için “Adayım” demedi.

Kamuoyu onu Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adaylarından biri olarak tartışsa da hiçbir gün çıkıp “Adayım”, “Niyetliyim” demedi.

Aday gösterilmeyince de küsmedi.

İmamoğlu ile birlikte yurdun birçok yerinde Kılıçdaroğlu’na oy toplamak için mitingler düzenledi.

Şimdi CHP’den istifa etmesi, yukarıda saydığımız gelişmeler yaşanmamış olsaydı, büyük bir siyasi gelişmenin habercisi; hatta iktidar partilerine katılacağının işareti olarak yorumlanabilirdi.

Ancak CHP’deki bölünme sürecinde bile net bir taraf sergilemeyen Yavaş’ın tavrını ben başka bir ifadeyle açıklıyorum:

Pozisyon almak…

Siyasetin içinde olanlar ne demek istediğimi çok iyi anlamışlardır.

Mansur Yavaş’ın Beypazarı’ndan bugüne uzanan siyasi hayatında öncü bir adım attığını düşünmüyorum.

Ondaki bu durumu net olarak “pozisyon almak” şeklinde görüyorum.

Bunu olumsuz anlamda kullanmıyorum.

Bu bir tercih meselesidir.

Bu pozisyon alma MHP’de işe yaramadı.

AK Parti cephesinde işe yaramadı.

CHP’de, Ankara yolunda işe yaradı.

Ama Altılı Masa’da yine yaramadı…

Şimdi geldik bugüne…

Yarayacak mı?

Önümüzdeki ilk seçim genel seçimler.

Belediye seçimleri daha sonra…

Pozisyon almak işe yarayacaktır.

Peki, önümüzdeki ilk seçimlerde pozisyon alan bir siyasetçi hangi alanlara göz kırpar?

Milletvekilliği!

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, milletvekilliğinin üzerinde bir siyasi makam olarak görülse bile Yavaş’ın önünde böyle bir seçenek bulunuyor.

Üstelik hangi partiden olduğunun bile önemi olmayabilir.

İster iktidar ister muhalefet…

Bakanlık?

Pozisyon alırsan kimin cumhurbaşkanı olduğu önemli değil.

Pekâlâ, siyaset; pozisyon alanı, bir başka ifadeyle karşıya geçmeyeni, tamamen yok saymaz.

Çatı adaylık, yani cumhurbaşkanlığı?

Bir başka ihtimal de bu.

Muhalefetin gelecekteki çatı aday tartışmalarında Mansur Yavaş isminin yeniden gündeme gelmesi şaşırtıcı olmaz.

Ya da ilerleyen yaşı nedeniyle yeni bir macera yerine, ailesiyle birlikte rahat ve siyasette bıraktığı vakur tavrıyla yaşamına devam etmek…

Bu da pozisyon alan bir siyasetçi için seçeneklerden biri.

Yalnız benim kafamı kurcalayan tek bir şey var.

Sayın Yavaş’ın sittin senedir mücadele içinde olduğu ve kamuoyunda zaman zaman “dokunulmaz” olduğu iddia edilen Gökçek ailesine yönelik iktidarın yaklaşımı, olası bir iyi niyet göstergesi olabilir mi?

Bunu bir iddia olarak değil, kafamdaki bir soru olarak söylüyorum.

Zira cumhurbaşkanlığı seçimi öncesindeki süreçte filizlenenler, seçim zamanı geldiğinde hasat edilmiş olur.

CHP’nin başında Sayın Kılıçdaroğlu…

İmamoğlu cezaevinde…

Meral Hanım çoktan aktif siyasetin dışında…

Sayın Yavaş da; …………………

Boşluğu artık siz doldurun…