Ülkemizde sabit kur uygulaması yok.
Ama bakıldığında yabancı paralar belli bir düzende artıyor.
Az az…
Ufak ufak…
Sanki birisi müdahale ediyor gibi..

Bu görüntü insana ister istemez şunu düşündürüyor,
Döviz kendi yolunda mı ilerliyor, yoksa ilerleyebileceği alan mı belirleniyor?

Bazı uzmanlar bu durumun kritik bir eşiğe geldiğini iddia ediyor.
Bazıları ise mevcut politikanın enflasyonu düşürmek için gerekli olduğunu savunuyor.

Vatandaşın kafası karışık.
Çünkü ekonomiyi raporlardan değil, cebinden takip ediyor.
Marketteki etiketten…
kirasından…
Bebelerin okul masrafından…

Bir dönem dövizle aramız iyiydi.
Sonra birden çıldırdı.

Devlet müdahale etti.
Artışlar devam etti.

Ardından kur korumalı mevduat sistemine geçtik.
Dövizin ateşi bir süre yatıştı.
Ancak bu korumanın bir maliyeti vardı.
Kur yükseldikçe üstlenilen yük de büyüyordu.

Sonra bu sistemden peyderpey çıkış süreci başladı.

Girerken maliyet…
Çıkarken maliyet…

Sonrasında ekonomi politikalarında sert adımlar atıldı.
Türk lirasında kalmayı teşvik eden politikalar öne çıktı.
Dövizdeki hareketler de daha düzenli bir görüntüye kavuştu.

Kur sabit değil.
Ama artışlar çoğu zaman sınırlı.
Bu yüzden de herkes aynı soruyu soruyor:
Bu düzen ne kadar devam edebilir?

Asıl mesele burada.

Doların ve euronun mevcut fiyatının serbest piyasa kanunlarına göre gerçek ederini henüz görmedi. Bir gün düzeltme yaşanabileceğini söylüyorlar.

Elbette bunu söylemek başka, ne zaman ve ne ölçüde olacağını bilmek başka.
Zira müneccim değiliz.
Ekonomi de yalnızca kur grafiğinden ibaret değil.

Rezervler var.
Dış borç ödemeleri var.
Ülkeye giren ve ülkeden çıkan para var.
İhracat var.
Turizm gelirleri var.
Ve bütün bunları etkileyen güven meselesi var.

Ama vatandaşın endişesi teknik değil.
Gayet somut.

“Dolar zaten 50 lira civarına geldi. Daha ne olacak, 100 lira mı olacak?” diye soruyor.

“Olabilir” diyenler çıkıyor.
Olmayacağını savunanlar da…

İnşallah böyle bir şey yaşamayız.
Çünkü dövizdeki artışın faturası yalnızca döviz alıp satanları bağlamıyor.

Akaryakıta yansıyor.
Nakliyeye yansıyor.
En çok da yumarta fiyatları artıyor nedense!
Sonunda dönüp dolaşıp sofraya yansıyor.

Bize düşen, felaket tarihi vermek değil.
Ama soruyu sormaktan da vazgeçemeyiz…
Bu denge ne zamana kadar korunabilecek?

Bir sabah kalktığımızda dövizin sert biçimde yükseldiğini düşünsenize…

Yok…
Düşünmeyelim demek geliyor içimizden.
Uykularımız kaçar.

Ama düşünmeyince de ihtimaller ortadan kalkmıyor.