Güven endeksi diye bir şey vardır.
Bu genelde ekonomik veriler üzerinden okunur.
Peki güven endeksini sosyolojik açından bakarsak ne durumdayız.
FETO’nun yerle bir ettiği “sızıntılar” milat olarak kabul etmek lazım.
Devletin içerisine yerleşmiş şer odakların büyük bir ölçüde temizlendiği düşünüyoruz.
Düşünmek istiyoruz ama bu o kadar kolay değil.
Hala stand by konumunda olanlar var deniliyor.
Bilemiyoruz.
Vatandaşın devletine güvenmekten başka çaresi yok.
Devlet var der, devlet yok der…
Güven endeksi devlet kademesin de çatırdarsa esas o zaman sıkıntılar başlar.
Adalet sisteminde güven endeksi ne durumda…
Vatandaş adalet sistemin layıkıyla çalıştığına inanıyor mu?
Adaletin terazine çıkanı gözü kapalı olan abla adil bir şekilde karar alabiliyor mu?
Çarşı pazarda vatandaşın güven endeksi doğru çalışıyor mu?
Vatandaş çarşı Pazar fiyatlarını hayatın olağan akışı olarak mı görüyor?
Yoksa süte su karıştıranlar çok mu diye düşünüyor.
Borsa artık ne kadar güvenilir!
Futbol ne kadar güvenilir!
Parti değiştiren başkanlar?
Okullar!
Yakalayıp yakalayıp saldığımız caniler!
Sosyal medyan okuduklarımız…
Örnekleri çoğaltacağımda canınız sıkılır.
Vakitsiz öten Horoz olmak istemem ama vatandaşın güveni birçok konu da birçok kez “dumura” uğradı. Uğramaya da devam ediyor.
Tüm bunların sonunda güzel şeyler olacaksa sıkıntı yok. Yaşayacağız bugünleri…
Lakin vatandaş ile devlet arasında bağ giderek inceliyor farkında mısınız?
Vatandaş koşulsuz bir şekilde devletine bağlıdır. Ondan vazgeçecek değildir.
Devlete hükmedenler bu durumu çözemezse vatandaş devleti sağlama alma refleksi göstermekten çekinmeyecektir.
Güven önemli bir duygudur.
Temel bir unsurdur.
Güvenin etrafını şekillenir diğer tüm duygular.
İnşallah ben yanlış görüyorumdur ama vatandaşın güven endeksinde erozyonlar yaşanıyor. Buna bir de ekonomiği eklerseniz mutlaka bir yansıması olacaktır.