Azerbaycan…
Kardeş ülke...
İki devlet, tek millet dediğimiz Azerbaycan.
Aynı dili, aynı tarihi, aynı kültürü ve aynı acıları paylaştığımız kardeşlerimiz.
Ne zaman başları sıkışsa yanlarında olduk. Ne zaman başımız sıkışsa yanımızda bulduk.
Karabağ onların olduğu kadar bizim de meselemizdi.
Sevinçlerini sevincimiz, acılarını acımız bildik.
Şimdi Azerbaycan'dan gelen haberler var.
Başörtüsü meselesi...
Onlar buna böyle demiyorlar.
Kılık kıyafet düzenlemesi diyorlar.
Dejavu...
Bizde de işler böyle başladı.
Önce kılık kıyafet denildi.
Sonra kamusal alan denildi.
Ardından yasaklar geldi.
Sonra yüz binlerce mağdur insan.
Üniversite kapılarından geri çevrilen genç kızlar...
İkna odaları...
Eğitim ile inancı arasında tercih yapmaya zorlanan çocuklar...
Ülkenin yılları boşa gitti.
Şimdi aynısı Azerbaycan'da yaşanıyor.
Sosyal medyada görmüşsünüzdür.
Okul önlerinde ağlayan kız çocuklarını..
İnsanın yüreği parçalanıyor.
Bunu anlamak mümkün değil.
Şimdi bütün bunları Azerbaycan'ın iç işleri deyip görmezden mi geleceğiz.
Biz bu filmi daha önce izlemedik mi?
İşin bir de bizim tarafımız var.
Lal olmuş bizim STK'lar...
Nerede o her fırsatta insan haklarından, inanç özgürlüğünden, mazlumun yanında olmaktan söz eden STK’lar
Üç maymun olmuş bizim STK’lar
Bilmiyorum, bir yerlerden işaret mi bekliyorlar!
Yaşanılanları görüp karşısında durmak için önce siyasi makamlardan olur mu bekliyorlar!
Dün memlekette başörtüsü yasağına karşı çıkıp bugün Azerbaycan'daki uygulamalara sessiz kalıyorsanız, samimiyet karinesinde bu milletin gözünden düşeceksiniz!
Üstelik söz konusu olan çocuklar...
Yazık...
Tek kelimeyle yazık.
Yazıklar olsun bu mağduriyetlere neden olan uygulamalara!
Yazıklar olsun bu duruma ses çıkarmayanlara!
Ve en çok da dün başörtüsü özgürlüğünü savunup bugün sessiz kalanlara...