İnsanlar hayal kurarlar.

Her konu da…

Her durumda…

İyi bir iş hayali…

Çok para hayali…

İyi bir araba hayali…

İyi bir ev hayali…

İyi bir eş hayali…

İyi bir tatil hayali…

Güzel bir şehirde yaşama hayali…

Ucu bucağı yoktur hayallerin…

Peki kaç kişinin hayalinde Yozgat’ta yaşamak vardır.

Garip bir soru değil mi?

İnsanların bulunduğu şehrin dışında başka bir şehirde yaşama hayali olduğunda, ölçme şansı bulduğumuzda kaç kişinin hayali Yozgat’ta yaşamak vardır.

Gurbetçilerin “köye bir ev yaptırıp kalan yaşantımı orada sürdüreceğim” vasiyetini saymazsak ki onunda Yozgat’tan daha çok köy hasreti olarak görmek lazım geriye ne kalıyor.

Yani kim Yozgat’ta yaşama hayali kurar.

Hiçten az mı?

Yoksa biraz daha fazlamı?

Peki kimsenin hayallerini süslemiyorsa bu şehir…

Korkunç bir gerçekle karşı karşıya kalıyoruz.

Bir yerde ciddi bir yanlış olabilir.

Zira kimsenin hayalini kurmadığı bir şehirde bizler yaşıyoruz.

Çaresizlik mi?

Bunun takdirini size bırakıyorum.

Ben Yozgat’ı seviyorum.

Hiçbir Anadolu kentine de değişmem…

Bir gün gurbette gidersem, Yozgat hayali kuranlardan olabilirim.

Lakin bu şehrin varlığı değil, şehre değer katanlardan dolayı olacaktır.

Yani Şehir yapısı değil, şehrin içinde ki insanlar olacaktır.

Yozgat için söylenen “Gelen ağlar gider ağlar” sözü de bundan kaynaklanıyor.

Yozgat’ı görünce “ben burada nasıl yaşayacağım” diye ünleyen dimağlar, kurduğu arkadaşlıklar, dostluklar sonrasında gitme zamanı geldiğinde “ağlamaya başlar”

Bu sadece Yozgat’a özel bir durum değil.

Klişe şehirleri çıkardığımızda Yozgat gibi “hayali kurulmayan şehirleri” görebilirsiniz.

Kimsenin hayalini süslemediği bir şehirde, yalnızlık içinde yaşıyoruz.

Öğleki Yozgatlı da Yozgat yaşamıyor.

O zaman her şeye rağmen Yozgat’ta yaşayanlara bir ödül verilmeli…

Bunun bir adı “çaresizlik”

Diğer adı “vefa” olmalı…